Perception; "Algı" kelimesi benim için ayrı bir yeri ve
önemi var. Türkiye'de bir çok işyerinde, kalite güvence, kalite kontrol adına
yapılan işler-faaliyetler çoğu zaman öncelikli işlerden değildir.
Bildiğiniz üzere ISO 9001-ISO 14001-ISO 18001, ISO 27… vb. yönetim
sistemleri, günümüzde hemen her işyerinin olmazsa olmazları arasındadır.
Son yıllarda ise, şöyle bir algı oluştu.
"verirsin parayı alırsın belgeyi"
önceleri ben de bu durumu yadırgardım. Yönetim sistemleri üzerinde
epey bir çalışma yaptıktan, sonra bunları duymak, bu tür söylemlere izin vermek
canımı sıkardı.
Ancak sonrasında şunu farkettim ki, "hak etme sistemi"
farklı çalışıyor,
-belgeyi parayla alan bir firma- ile -sistemin gereklerini yerine
getiren firma- arasındaki fark şu;
"Biri verdiği parayı geri kazanacak."
fazlasıyla...
Örnek mi:
Mass Production (Seri üretim
-bir ürünün genellikle montaj hattı aracılığıyla çok sayıda üretilmesidir.-Türkiye'de
en büyük 500 sanayi firması arasında %85 bu şekilde imalat yapıyor. bu şekilde
üretilen bir üründe kullanılan hammadde, genelde en büyük maliyeti oluşturur.
-zeki triko hariç :), çünkü o gerçek bir marka…
Hammadde kullanımı; ürün üretim standartları ensttitümüz (TSE)
tarafından periyodik olarak kontrol ediliyor. (elbette TSE'nin çalışamalarının
verimliği üzerine değil söylemim) %'sel sapmalar tespit ediliyor, alınan
numunelerin standartta yazan kadar malzeme kullanılıp kullanılmadığı kontrol
edilir, testlerden geçip geçmediğine bakılır...
Elbette bu tür kontrolleri müşteriler de yapmakta.
%90 bakır veya alüminyum kullanılan bir ürün düşünün. (ziynet
eşyası değil, başka bir şey düşünün- ) enerji iletim kablosu mesela,
bildiğiniz elektrik direği kablosu,
evet bildiğimiz şehirlerarası yollarda üzerine kuşların tünediği,
neden hala yer altından değil de üstünden giderek hemen hemen tüm
profosyonel fotoğrafçının kadrajında, sanki fotoğrafı ikiye üçe böldüğü için
oldukça güzel saydırdığı kabloları diyorum...
Bu imalat tipinde malzeme her şeydir. maliyet, karlılık, bunun
üzerinden hesaplanır. Her bir ürünün standarda uyguluğu (kalınlık, birim
metredeki ağırlık, iletim direnci vb. ) kalite kontrol tarafından kontrol
edilir.
hani olmaz olmaz bir gün üretim standardında, ürünün kalınlıkla
ilgili kabul şartlarının bir miktar değiştiğini düşünelim, yani artık daha az
malzeme kullanarak aynı standartta aynı miktarda ürünü üretebileceksiniz, yani
daha ince bir kablo üreterek aynı standardı yakalandığı bir durum.
(100 kg malzeme kullanarak 100 metre ürün elde ettiğimiz
durumdan,
95 kg malzeme kullanarak 100 metre ürün üretelim. bu durumda her
100 metre 'de 5 kg tasarruf edelim.) yılda yaklaşık 1.000.000 metre kablo
üretim kapasitesi olan bir firmada sağlayacağınız bir tasarrufu hesaplayın
lütfen. 100 metrede 5 kg, 1.000.000 metrede kaç kg? bakır ve alüminyum kg
fiyatın da 1000 USD olduğunu düşünüp, basit bir matematikle hesaplandığında
sonucun oldukça tatminkar bir karlılık olduğu açık olur öyle değil mi?
Ancak sorun şu ki; siz bunu henüz bilmiyorsunuz. Çünkü sistem
belgenizi sistem kurarak değil, satınalma yöntemiyle elde etmişsinizdir. Bir
"Sistem" yoktur, aslında mevcut olan sistem sistemsizliktir.
Uygulama yok, kontrol ve yaratıcılık yok, bunu farkedecek bir sistem
yoksunluğu... iş hayatınıza derin izler açabilir veya cebinizdeki deliğin
büyüklüğünü artırabilir.
Eğer takip etmezseniz veya bir sistemle takip ettirmezseniz
deliğin büyüklüğü sadece cebinizle kalmaz.!
Yöneticilerin en önemli görevi, gerçekleri görmektir. fakat bu
gerçekler sizin algınız dışına çıkamaz, bu yüzden algınız ne ise gerçeğiniz
o'dur. yani işin ingilizcesi "perception is reality".
bu durumda kaybeden kim?
cebi delik olan mı?
cebini dikmeyi akıl edemeyen mi?
keep calm and mutate
soğukkanlı olun ve değişin.