4 Aralık 2018 Salı

Perception is reality

Bakış açımıza göre şekillendirdiğimiz beğendiğimiz ve uygulamaya çalıştığımız bir bakış açısı da bizden;
Perception; "Algı" kelimesi benim için ayrı bir yeri ve önemi var. Türkiye'de bir çok işyerinde, kalite güvence, kalite kontrol adına yapılan işler-faaliyetler çoğu zaman öncelikli işlerden değildir.
Bildiğiniz üzere ISO 9001-ISO 14001-ISO 18001, ISO 27… vb. yönetim sistemleri, günümüzde hemen her işyerinin olmazsa olmazları arasındadır.
Son yıllarda ise, şöyle bir algı oluştu.
"verirsin parayı alırsın belgeyi"     
önceleri ben de bu durumu yadırgardım. Yönetim sistemleri üzerinde epey bir çalışma yaptıktan, sonra bunları duymak, bu tür söylemlere izin vermek canımı sıkardı.
Ancak sonrasında şunu farkettim ki, "hak etme sistemi" farklı çalışıyor,
-belgeyi parayla alan bir firma- ile -sistemin gereklerini yerine getiren firma- arasındaki fark şu; 
"Biri verdiği parayı geri kazanacak." fazlasıyla...

Örnek mi: 
Mass Production (Seri üretim -bir ürünün genellikle montaj hattı aracılığıyla çok sayıda üretilmesidir.-Türkiye'de en büyük 500 sanayi firması arasında %85 bu şekilde imalat yapıyor. bu şekilde üretilen bir üründe kullanılan hammadde, genelde en büyük maliyeti oluşturur. -zeki triko hariç :), çünkü o gerçek bir marka…
Hammadde kullanımı; ürün üretim standartları ensttitümüz (TSE) tarafından periyodik olarak kontrol ediliyor. (elbette TSE'nin çalışamalarının verimliği üzerine değil söylemim) %'sel sapmalar tespit ediliyor, alınan numunelerin standartta yazan kadar malzeme kullanılıp kullanılmadığı kontrol edilir, testlerden geçip geçmediğine bakılır...
Elbette bu tür kontrolleri müşteriler de yapmakta.
%90 bakır veya alüminyum kullanılan bir ürün düşünün. (ziynet eşyası değil, başka bir şey düşünün- ) enerji iletim kablosu mesela,
bildiğiniz elektrik direği kablosu,
evet bildiğimiz şehirlerarası yollarda üzerine kuşların tünediği, neden hala yer altından değil de üstünden  giderek hemen hemen tüm profosyonel fotoğrafçının kadrajında, sanki fotoğrafı ikiye üçe böldüğü için oldukça güzel saydırdığı kabloları diyorum...
Bu imalat tipinde malzeme her şeydir. maliyet, karlılık, bunun üzerinden hesaplanır. Her bir ürünün standarda uyguluğu (kalınlık, birim metredeki ağırlık, iletim direnci vb. ) kalite kontrol tarafından kontrol edilir.  
hani olmaz olmaz bir gün üretim standardında, ürünün kalınlıkla ilgili kabul şartlarının bir miktar değiştiğini düşünelim, yani artık daha az malzeme kullanarak aynı standartta aynı miktarda ürünü üretebileceksiniz, yani daha ince bir kablo üreterek aynı standardı yakalandığı bir durum.
 (100 kg malzeme kullanarak 100 metre ürün elde ettiğimiz durumdan, 
95 kg malzeme kullanarak 100 metre ürün üretelim. bu durumda her 100 metre 'de 5 kg tasarruf edelim.) yılda yaklaşık 1.000.000 metre kablo üretim kapasitesi olan bir firmada sağlayacağınız bir tasarrufu hesaplayın lütfen. 100 metrede 5 kg, 1.000.000 metrede kaç kg? bakır ve alüminyum kg fiyatın da 1000 USD olduğunu düşünüp, basit bir matematikle hesaplandığında sonucun oldukça tatminkar bir karlılık olduğu açık olur öyle değil mi?
Ancak sorun şu ki; siz bunu henüz bilmiyorsunuz. Çünkü sistem belgenizi sistem kurarak değil, satınalma yöntemiyle elde etmişsinizdir. Bir "Sistem" yoktur, aslında mevcut olan sistem sistemsizliktir.  Uygulama yok, kontrol ve yaratıcılık yok, bunu farkedecek bir sistem yoksunluğu...  iş hayatınıza derin izler açabilir veya cebinizdeki deliğin büyüklüğünü artırabilir.
Eğer takip etmezseniz veya bir sistemle takip ettirmezseniz deliğin büyüklüğü sadece cebinizle kalmaz.!

Yöneticilerin en önemli görevi, gerçekleri görmektir. fakat bu gerçekler sizin algınız dışına çıkamaz, bu yüzden algınız ne ise gerçeğiniz o'dur. yani işin ingilizcesi "perception is reality". 

bu durumda kaybeden kim? 
cebi delik olan mı?
cebini dikmeyi akıl edemeyen mi?

keep calm and mutate
soğukkanlı olun ve değişin.


24 Ekim 2018 Çarşamba

Ne pahasına -for what it's worth-




Herkesten önce Her şeyden haberiniz olsun
” Değişim Yönetimi uygulamak isteyen ve danışmanlara para ödemek istemeyen kuruluşlar;

kalite yöneticinize, müdürünüze, direktörünüze aşagıdaki makaleyi okutun ve yönetim odaklarını önceliklendirerek başlayın lütfen değişimi siz de göreceksiniz.


Daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim, Şirketlerde “değişim” vazgeçilmezdir. Değişimden amaçlanan, beklenen “Kar maksimizasyonu gibi, büyüme gibi kavramlardır.”

Burada beklenti ile gerçekleşen fark da Şirkette çalışanların Performansı hakkında bilgi verir.
Evet, değişim vazgeçilmezdir, büyüme ve kar maksimizasyonu sistemden beklenen davranıştır, Ancak beraberinde şu sorunun da cevabı aranmalıdır. NE PAHASINA?
Küçük bir hikaye; Bir zamanlar Vehbi Koç, yatırım için bir çalışma yapılmasını ister, çalışma sonunda yapılan sunum sırasında anlatılanlardan epey etkilenmesine rağmen, bir türlü beklendiği cevabı alamamaktan kaynaklı, yüzündeki ifadeden memnun olmadığını anlayan çalışanları, “şöyle ‘kar’lı bir iş, böyle büyüyeceğiz, ” diye eklemişler sunumun satırları arasına… Vehbi Bey sunum bittiğinde şu soruyu sorar; her şey güzel de, ben bu yatırıma karar verdiğimde, olumsuz, beklenmedik bir şey olursa                  “ne kaybederim!”.

Yaptığımız her faaliyette, her verilen kararda, değiştirilen her sistemin alternatif bir maliyeti vardır, bunu bilen kişi azdır.
En basit Altı Sigma Uygulama kitaplarının en incesi Dan Brown’ nın romanları gibidir. Daha ilk sayfalarında şu sorunun cevabını vermeniz beklenir, Gerçekten bu sisteme ihtiyacımız var mı?
Dolayısıyla bir fikir, bir operasyon, bir güncelleme, bir sistem değişikliği, bize ne getirir, ne götürür düşünceleri arasında bir yerde faaliyete geçer, iki sorunun da cevabı var sa o zaman ne pahasına olduğunu görürüz.
örnek mi: “Yemek yemek ile sinemaya gitmek arasında yaptığınız tercihin iki türlü maliyeti vardır. İlki yaptığınız işe ödediğiniz fiyattır. Yemeğe 25 TL ödemişseniz o yemeğin size maliyeti budur. Yemek yemeği tercih edip sinemaya gitmemişseniz, yemek yemenin maliyeti, film izlemek, patlamış mısır yemek ve içecek içmekten vazgeçmektir. Buna alternatif maliyet diyoruz.” Mağfi Eğilmez
Bahsettiğim konu yeni değil elbette, ancak ekonominin, siyasetin, sistemlerin beklenen hızdan daha fazla yön değiştirdiği bu günlerde, bu sorunun cevabını aramamak, şirketi bulunduğu noktadan aşağılara sürükleyecek, biz bunu farkettiğimiz de ise çok geç olacaktır.

Finansal Başarıda asıl olan alternatif maliyettir. Her tercih bir alternatif maliyet taşır. Bazen tercih edilmediği için pişmanlık duyulan alternatife geri dönüp onu da tercih etme şansını yakalamak mümkün olabilir. Finansal olarak büyümenin alternatifi doğanın küçülmesidir. Ve bu tercihte ne yazık ki geri dönüş yok.

Üretimde bir üst seviye robotik üretimler, Stratejik Planlama sistemleri, Performans ölçüm sistemleri, IK, Çalışan Memnuniyet ölçümleri gerçekten bize ne getirir. Gelir ve Gider arasındaki farkın artması için giderlerin küçülmesi, gelirin artması gerekli çok basit bir kural, bunu bir de ne pahasına yaptığımızı bilirsek, o zaman sahip olduğunuz şey sadece finansal olarak başarı değildir, sürekliliği sağlanmış bir finansal başarıdır.

Türkiye’ de ilk 500 içine girip de sonraki yıl çıkan firmalar bir daha düşünün,
ne pahasına…

Alışık olmayabilirsiniz ancak alıştırabiliriz.
Soğukkanlı olun ve değişin.
Keep calm and Mutate